strawberry sea

15 Ocak 2007

nasıl?

bugün gözlerim o kirli camlardan dışarıya bakarken ne seçti dersin? o saçmasapan, yoğun ve kirli caddenin üzerindeki en eski binayı..fuuuuvvvv... 1 kaç saniyeliğine işte ordayım.. apartmanın bahçesinden içeri girdim..merdivenleri çıkmadım bile..çıktıysam bile o anlar beynimin labirentlerinde kuytu köşelerde kalmış..hatırlamıyorum..apartmanın dairelerinden birindeyim..hatta aynı anda hepsinde.. ne mi arıyorum?.. hayır ben birşey aramıyorum, beynimin çöplüğü , bilinçaltım arıyor.. o eski binalara sinmiş tüm kokuları.. o kokulara sinmiş çocukluğumu.. hatta o duvarlara sinmiş tüm çocuklukları.. ben tanımıoyorum o binaları, o kokuları.. o bahçenin kapısından girdiğimde tüm dünyayı eski zamanlara döndüren havayı..o ruhu..o konuşan duvarları ben tanımıoyorum.. ama çocukluğum fısıldadı..o tanıyor.. son 1 kaç gündür o ufaklık bana 1şeyler fısıldıyor.. birden bire, usulca.. irkiliyorum.. gülümsediğine göre amacı da bu zaten..bunca yıl kim sakladı seni? nerdeydin? we niye ben seninle değildim olmam gereken zamanda? Sen misin aynadaki eksik parçalarım? sana hala ulaşabilir miyim? cevabını bekliyorum..
posted by Irmak Yiğit at 7:44 ÖS

0 yorumlar:

Yorum Gönder

<< Home